8 Ocak 2011 Cumartesi

read clutch


biliyorum artık  clutch görmekten kal geldi :)ama  dikmek o kadar büyük bir keyif ki, kal da gelse al da gelse kendimi bu zevkten mahrum bırakmak istemiyorum:)


epey zamandır aklımda bir zülüfer (manken) almak var... ismi bile hazır ama kendisine henüz kavuşmak mümkün olmadı.azcık daha iyileşince inşllh...


cansız zülüfer gelinceye kadar sabredemedim:)benim biricik kanlı canlı güzeller güzeli akıl küpüm kızımı ikna ettim...yaprak sar desem sarar,beni dilbilgisi çalıştırır,çay kahve getir desem ayagıma kadar servis eder , rahatsızlığımda eşimden sonra en çok onun desteği ile yürüdü işler.. lakin bu tarz yardımlardan hiç ama hiç hazzetmiyor:)bu nedenle en kısa zamanda gidip zülüferi almak şart oldu...

azcıkta clutch çantadan bahsediyorum;genişliği 32 yüksekliği 22 cm..her zamanki gibi bir adet iç cebe sahip..manyetik çıtçıtla kapanıyor...
afrikalı kızım da bitti...omuzdan çapraz asılabilen ,kapaklı bir model yaptım onu..ilk defa denememe rağmen gayet içime sindi...böylece yarınki yazının  konusu da belli oldu:) tığ örgüsü yastığımın da birincisi bitti, ikincisine devam ediyorum...arka kısımlarını uygun bir kumaşla kapattıktan sonra arz-ı endam edecek...
güvercin gitti anısı kaldı bize...arada yad edip, guruya diş bilesekte o masum bakışlarıyla bizi  pamuğa  dönüştürmeyi  beceriyor haylaz...

7 Ocak 2011 Cuma

üzgünüz.... süzgünüz...

 bu gün yaralı güvercini kaybettik...dün gece baktıgımda halini hiç beğenmemiştim , kutusunun bi köşesinde tüylerini kabartmış bitkin bitkin ayakta durmaya çalışıyordu..sabah baktıgımda durumu daha da  kötüleşmişti...en son akşam üzeri artık ayakta duracak mecali kalmamış,yan tarafına doğru devrilmişti...yapacak bişey yoktu öylece can çekişmesini izlemekten başka...maalesef artık yaşamıyor..


nasıl etkileniyor insan...kabullenmekte güçlük çekiyor...neredeyse bir haftadır bizimleydi...düne kadar da gayet iyi gönüyordu...biz sağlığına kavuşunca ondan ayrılmanın zor olacağını düşünürken,hatta acaba onu nerede salıversek  hesapları yaparken o başka alemlere uçtu gitti...en düşündürücü kısmı ise hiç bir sorumluluğu olmayan bir hayvanın bile canını teslim ederken yaşadığı parişanlıktı ...o halde bunca sorumlulukla donatılan ben öte aleme ne halde gideceğim acaba diye düşünmeden edemedim doğrusu...öyle ya hayat sadece dünya hayatı değil ki...


insan hep zevkten örmezmiş...bugün de bunu öğrendim...

5 Ocak 2011 Çarşamba

bugün ben...

 bu gün dersim yok...miskin miskin yuvarlanıp durdum evde..sonra bu miskin halet sıktı canımı..dikiş odamı çatıya taşımakla hata mı ettim ne.gözden ırak, gönülden de ırak oluyormuş...yalan değil..öte yandan bacağım hala aksakken merdiven çıkmak zul deliyor..

 istirahat ederken can sıkıntısını gidermenin en mantıklı yolu örmek sanırım..tabii okumaktan başka.iki haftaya kadar final sınavları başlıyor ara ara ders notlarına göz atsam da, aklım fikrim ya örgü sepetini karıştırıyor ya kumaş raflarında dolaşıyor:)azcık dilbilgisine göz attıktan sonra fırlattım notları bi yana aldım sepetimi önüme..


gözüme hitab eden bir uyum yakalayınca bu kez yastık kılıfları örmeye karar verdim...her kombinasyondan  kendimi tatmin edecek miktarda örüp biritiyorum olayı...alttaki örtüyü de bitirdim kafamda:)aslında bu uyumu çok sevdiğimden bol miktarda yastık kılıfı örebilmek için erkenden bitirdim..



bunlar da bi vakitler aldığım kumaşlar... öyle güzeller ki , hem yazlık çantalarda , hem de çantaların astarlanmasında çokca kullanacağım onları...


3 Ocak 2011 Pazartesi

kara kıta aşkı


kara kıtanın kadınları bende hep saygı uyandırmıştır..sanki zerafetin, sanki bilgeliğin, sanki asaletin simgesiymişler gibime geliyor...seviyorum ben bu siyah kadınları işte...hal böyle olunca onlarla ilgili çalışmaların kalıbı, kesimi ve aplikesi bi gecede bitiveriyor...ama çanta haline gelmesi o kadar kolay değil .bu kızı kapaklı çanta modelinde kullanmayı düşünüyorum.kahve kaşmir kumaşla bej kombinasyonu var kafamda...bakalım artık...


sineksekizden sipariş ettigim ürün etiketlerim geleli epey oldu aslında.henüz paylaşabiliyorum...

2 Ocak 2011 Pazar

bizim national geographic alemi


canım pek sıkılıyor dedigim gündü sanırsam..oturdum bunu diktim de az rahatladım:))




bu yakışıklı güvercin bey geçtiğimiz perşembeden bu yana misafir bizim evde.kendisini bizim gurunun dişlerinin arasından zor kurtardık maalesef.biliyorsunuz guruyu yavruyken rivada bulmuştuk.her ne kadar şehre getirip,burada beslesekte av güdüsünü her nasılsa kaybetmemiş..yine maalesef bu ilk vukuatı da değil..bundan evvel bahçede bir minik kuş cesedi bulmuş emin olamamıştık.bu zavallı güvercini dişlerinin arasından çekip alınca emin olduk ki ;katil kediymiş!!!dahası her defasında hedefi büyütüyor herif.. bi dahaki sefere evden birinin totosuna cırmığını geçircek diye ödüm kopuyor..en sakat ben olduguma göre ....kendimi hiç güvende hissetmiyorum açıkcası!!!!



güvercin ilk iki gün şoku atlatamadı.ne yedi ,ne içti.. biz başında beklemekten helak olduk..neyse ki haftasonu kendine geldi, hatta kutusundan kaçıverdi..güvercin uçuverdiiii kanadın açıverdiiiii,ben yandım ammannn türküsü eşliğinde yakaladık:)ama hakkatten ben yanmıştım çünkü kaçarken evin içine etmeyi de ihmal etmedi...off offf ...pazar günü artık sen oldun dedik camın önüne çıkardık..kutusunun tepesinde öylece durdu...gitmedi...biz de kıyamayıp içeriye aldık yeniden...laf aramızda kutuyu camın önüne çıkardığımızda kimseler gitmesini istememişti zaten:)şimdilik yaşıyoruz birlikte...(o kanadındakiler batticon  izleridir:)


 bu da fail...gel de kız şuna.gel de gönder rivaya ...



bir de pamuğumuz var bahçede biliyorsunuz.bu azman daha minnak bi kediyken onun da tadına bakmaya çalışmış, Allahtan diş geçirememişti.ah yaramaz oğlan napcaz biz seninle bilmiyorum...