10 Haziran 2011 Cuma

divitin aşkına!!!


ithal kumaşlarla oynayıp dururken divitinlerin bulundukları raftan da gözümü alamıyordum.geçtigimiz haftasonu bi tane de onlardan diktim , rahatladım en nihayet...


şu sıra siparişler dışında bir süre yeni çanta dikmeyi düşünmüyorum...bu rahat duracağım anlamına gelmiyor tabii:)bir kaç gündür yavaş yavaş patchwork tarzında basit bir bebek oyun örtüsü üzerinde çalışıyorum..aşamalarını da resimleyerek bir tutorial postu hazırlamak niyetindeyim.hayırlısı bakalım:)


iki dersin yükünden daha kurtuldum.stajım da mutlu sonla bitti.bunun için değerli Ayşe Hocama teşekkürlerimi gönderiyorum.kaldı sadece iki eğitim dersi o kadaaar:)gelecek dönem de onları verebilirsem okul bitecek,ben hayatımın en mes'ut günlerini yaşayacağım inşllh...

son olarak sevgili anneperinin teklifiyle, sevgili lama ve lavantin gibi ben de leyyacraftmania olarak zuhrekadin.com sayfasının tasarım kısmında yazmaya başladım.şimdilik bendeki yoğunluktan ötürü bloğumda varolan yazı ve resimlerden yararlanıyoruz.tabii ki bol vakte kavuştuğum günlerde kendilerine özel çalışmalar yapmak niyetindeyim .

şimdilik benden bu kadar...bakalım yarın neler gösterecek:)

8 Haziran 2011 Çarşamba

bi dolu güzellik...


 geçtigimiz günlerde minik bir tatilden bahsetmiştim.hani kilyos ve sarıyer fiyaskosunun ardından mecburi istikameti köyümüz olan:)işte o günlerde elimde makinem, bahçede gezinirken çektiklerimi yükledim pcye az evvel...ayıptır söylemesi tamıtamına 768 kare fotograf çekmişim...yüklenmesi ,düzenlenmesi resmen ömür törpüsü oldu...o kadar emek sarfetmişken sizinle de paylaşmak istedim...korkmayın!!!768ini birden değil tabii:))

üsttekiler taa geçen sonbahardan bu yana terasta asılı duran acı biber tohumları...cildimde olumsuz etkileri  olmasa şu halde bile yiyebilirdim onları:)


divitin yatak örtüsünü hatırlar mısınız?esas kızı diktikten sonra yoğunluktan dolayı elyaf ve astarla birlikte yorganlama işini ertelemiştim..giderken gerekli malzemeleri toparlayıp atıverdim bagaja. köyde elişim o oldu...bu güzelliğin hatırına akşamları yerlerde debelenip durdum:)yorganlama dikişi hayli ilerledi,gidince devam edip bitirmeyi planlıyorum.


 yabani sümbül,görüntü çok güzel ama koku dayanılmaz:))


kahvaltıda soğanla kavrulup ,yumurtayla zenginleştikten sonra afiyetle yenen kazayağı otu da yine bahçeden toplandı...


hangimiz küçüklüğümüzde ona pufffflayıp, havaya savruluşunu zevkle izlemedik ki:)




bu güzellikler daha bu hafta çilek kılığına girebildiler ancak...biz de doya doya yedik...


bu da köydeki kedimiz:)adı yok,ama olsaydı kesin geveze filan olurdu.hayatımda onun kadar geveze bir kedi görmedim yeminle.bir miyavlamaya başladı mı öldür Allah susmuyor...bu kış musallat olmuş bizim bahçeye...rahat etmiş olmalı ki eşim her haftasonu haberlerini getiriyor bize.gidince guruyla nasıl geçinecekler bilmem gaari:)


sustuğu zamanlarda pek şirin ama...







bizim guru...boş vakitlerinde bahçeye giren öteki kedilere racon kestiğinden burnunun üzerinde daima çizikler var.ama yakışıyor kerataya:)tam bir avcı kedi.ameliyattan bir hafta sonraydı,ben bahçede gezinmeye çalışırken o da bana eşlik ederken, sebebini anlayamadıgım bir şekilde bacağıma saldırdı.bağır çağır zor kurtuldum pençelerinden:))ardından eve kaçmaya çalıştım, o benden evvel kapının önünde bitti...çekil diyorum , gırrr!!! yapıp kafa tutuyor...o sıralar eğilemedigim için ayağımla iteklemeye çalıştım, bir daha pençeleriyle sarıldı bileğime:)ben çığlık çığlığa imdat isterken, eşim kapıyı açıp bunu fena halde haşladı:)merdivenlerden bi inişi vardı kii...aradan iki dakika geçmeden arka bahçede bir gürültü koptu...onlarca karga tepemizde deli gibi dönüyor, bağırıyorlardı...aşağıya bir bakarsın kiiii bu saldırgan guru, karganın tekini yakalamış yerlerde sürüklüyor.zavallı karga can havliyle kurtulmaya çabalıyor...bağır çağır bıraktırdık... karga da sersem sersem uçup gitti....o gün bu gündür tırsıyorum bu kediden:)hala anlamış değilim o gün bana neden saldırdığını...


kapanışı sevgili eda için diktiğim anadolu matruşkalarıyla yapalım bakalım...

6 Haziran 2011 Pazartesi

sonat (hobo)


evvelce bahsetmiştim finlandiya'dan ithal olan bu kumaştanbir adet de hobo modeli kestiğimden.haftasonunda diktim çıkardım kafamdan...sadece bunu mu diktim ..o hoooo:))kafamın içinde dans eden kumaşların hepsini çanta kılığına soktum da rahatladım!!!tabii ki anlık bir rahatlamaydı...malum finaller başlıyor..demiştim,okumam gereken irili ufaklı bi dolu kitap var...bi kısmı bitti ama  bi kısmı hala heyula gibi karşıma dikilmiş...ayh bi de duygusala bağlıyorum okurken var ya..mesela tanpınar'ın, mahur bestesindeki behçet beyin hayali bir kahraman oluşunu unutup gerçekmiş gibi acıyorum adama...ata mollaya kızıyor,atiye hanıma iç geçiriyorum...n'olacak benim bu halim!!!


neyse itiraf etmeliyim ki çanta dikmekten sıkıldım azcık...aklımda denemek istedigim pek bi model ve ya kumaş da kalmadı an itibarıyle.bu haleti korumak için zinhar kumaşçılara gitmemeliyim,önlerinden dahi geçmemeliyim...hiç değilse sınavlar bitinceye kadar...


çantanın her iki yönü de kullanılabilsin diye minik kapaklı kilit mekanizması eklemedim bu modele.manyetik çıtını iç kısma monte ettim...


bu arada yine haftasonu 'model kız'da tamamlandı...beyaz zeminde mavi tonlar kullandım sevgili ela'nın dileği üzerine...bir buklecikte ondan sunup kaçıyorum...


selamlar...

3 Haziran 2011 Cuma

küskün günler ( hobo)


çok pis bunalımdayım...sinir bozucu bir final dönemi daha başlıyor.ameliyattı,nekahat dönemi idi  derken okulla ilişkim en alt düzeyde seyrediyordu ..ne gamsız günlerdi:)o  doğru düzgün devam etmediğim derslerden gün gelipte sınava gireceğim fikrini öteledikçe öteliyordum...bu hafta sadece iki ders için okumam gereken yekunu 2000 sayfadan fazla tutan kitapları üstüste dizince anladım nasıl bir sert kayaya çarptığımı:)herbiri ayrı telden çalan yaklaşık 15 kitap...işi gıcık yapan vaktin çok kısıtlı olması ve bunları  sınav için okumak zorunluluğu...yoksa herbiri gayet okunası kitaplar.neyse o meşhur çin atasözünde dendiği gibi  kaçınılmaz duruma teslim olup , Cinuçen Tanrıkorur'un, 'Müzik Kültür Dil'inden başlayayım iyisi mi...


küskünlerin taslağını görmüştünüz evvelce..bir de tamamlanmış halini görün istedim bugün...püsküllerine hasseten dikkat çekmek isterim:)çok şirin bir hava kattı onlara bence.


hepinize selamlar gönderip , kitaplara gömülme vaktidir...

1 Haziran 2011 Çarşamba

reklam,ville de paris,gaste ve faydasız...


bugün hobo serisinin güncellenmiş ürünleri olan bu üç çanta ile merhaba diyorum size...serinin devamı da var ama dikecek eleman çok meşgul şu sıra:)rutin vazifeler,finaller,siparişler derken  ayıla bayıla kesip doğradığım taslaklarıma ara ara hevesle dokunup yerlerine bırakmak zorunda kalıyorum...özellikle afrika ,hollywood ve müzik temalı taslakları bir an evvel dikmek için çıldırıyorum deyim yerindeyse...


nostaljik reklam afişleri vs temalı kumaşı tanıyorsunuz...renkeri,dokusu,teması ile harika bir kumaş...kahve puantiyeli cotton kumaşla da çok hoş bir kombinasyon oluşturduklarını düşünüyorum...sevgili pelin de öyle düşünmüş olacak ki ,reklam ve ville de paris ikilisini hemencik koleksiyonuna kattı:)




ve tabii ville de paris... giderken ardından üzülmedim desem yalan olur...ilk fırsatta kendim için de dikeceğim çantalardan biri budur...




gaste de evvelce tanıdığınız kumaşlardan...bir de böyle denedim.çok da güzel oldu kanımca...


artı kediyi misafir ediyorum bu gün :)takındığı tutumlara göre ara ara ismi değişiyor.''guru'' mesela ya da ''mümkünsüz'',''la kedi'' isimlerinden bazıları...doğrusu hiç şaşırmıyor..o da benim gibi kavramlara ya da adlara değil olayların arka planına meraklı...sevgi var mı, var...ilgi var mı ,var...yemek var mı,var...ohh misss:)

herkeslere bol selamm...