içimden gelenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
içimden gelenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Aralık 2012 Salı

pabuç tutkumdan bahsetmiş miydim ?

 
size ayakkabı tutkumdan bahsetmiş miydim daha evvel.hiç sanmam gerçi.son yıllarda tüm servetimi kumaşlara , tüm boş vakitlerimi de çanta dikmeye ayırdıgım için bu tutkum ööylece suskun suskun bir  aklımın bir köşesinde pısmış kalmıştı.ama son günlerde özellikle internet üzerinden rastladıgım reklamlar beni fena halde çarpmaya başladı .üstteki oxfordlar Pink Avenue adlı bir butikten .facebook üzerinden gördügüm reklamları nicedir dürtüp duruyordu en nihayet dayanamayıp bunları aldım.hoç aldıgımın ertesi günü 50 tl lik bir indirim oldu aynı pabuçlarda ama kara bahtım kör talihim deyip geçiştirdim,ne yapayım :)
 

bu da zürefanın düşkünü yazlık ayakkabı alır kış günü babından bir alışveriş.Studio Rain ürünü ve el yapımı olan bu pabuçlar da çantalarımın satışını yapan New'in Butik'ten .alalı bir ayı geçti ama ev dışında giyinmek mümkün olmadı .ömrüm varsa şayet bir dahaki yaza eskitirim artık.

bu arada yine son günlerde keşfettiğim indirimlr.com  adlı siteyi de dikkatle takip ediyorum .bakalım oradan neler çıkacak karşıma :)

26 Kasım 2012 Pazartesi

gördün mü 42 oldummm


sabah beri ağzımda bu nakarat 'iyi ki doğdumm , gördün mü 42 oldumm'...bilsem gerisini de söyleyeceğim ama nerdee... bir şarkıyı, bir şiiri hatta en merak ettiğim filmi bile başından sonuna dinlemek,ezberlemek ya da izlemek gibi bir sabrım yok ki.bildiginiz hiperaktivite sendromunun en bariz özellikleri bunlar .42 oldum ,bedenim artık zihni  fonksiyonlarıma eşlik etme konusunda hafif hafif arıza çıkartsa da ben aldırmıyorum ona :)

neyse bu yazıyla bu resmi nasıl bağlarım hiiiç bilemiyorum.gördüğünüz kare Guru'nun ilk hazır mama tecrübesi esnasında çekildi.sevmiş mi acaba, ne dersiniz :)

12 Eylül 2012 Çarşamba

denemeler...denemeler...denemeler....(fotograf)


bak sen şu karıncanın özgüvenine ve gayretine !


onu gördükçe ve düzgün bir fotografını çekemedikçe şöyle teleskop gibi lensler var ya, işte onlar geli geliyor hep hatırıma...


çıt çıt çıt...


mantar kümesi


küçüğüm.daha çok küçüğüm...


mürdüm


bahçelerde börülce (tamam bunu bağlayamadım:)


senin adın ne?

fotograflar ,tatil diye diye gidip yine kucağına düştüğüm köyümüzden..

1 Eylül 2012 Cumartesi

biraz da ev tekstili!


sonunda evimin kadını olmaya karar verdim,deeermişim.şaka şaka:) geçende öylesine oyalanırken birden aklıma ev hanımlığım geldi .artıkları döktüm önüme, amaçsızla birleştirdim irili ufaklı parçaları.bişi yaparım ben bunla ki, deyip yarım işlerin üzerine attım ,sonra içim rahat etmedi, gittim aldım tekrar ve yastık yaptım,rahat ettim. kısa bir süreliğine tabii... evde buldugum bir yastıgı içine tepip koltugun üzerine attım ama öyle tek başına kalması canımı sıktı bu kez de.o gün bugündür onu o köşede bir başına gördükçe gıdıklanıyorum ama bir tane daha dikmeye de yanaşamıyorum bir türlü.zaten yeterince kalabalık olan kafa gündemime bir yük daha eklendi anlayacağınız.(insan kendine dert aramayagörsün:)



aslında bu huysuzluğuma en büyük sebep  tatil tatil diye ayyuka çıkıp ardından yaşadıgım fiyasko olabilir (kesin o, kesin !ben biliyorum :)sen paletlere kadar herbişeyi al,ayarla,hatta blog postlarını bile hiç olmadıgı kadar düzenli  hazırla...arefe günü sahurdan sonra yola çık .baştan meymenet yoktu zaten,yollarda bir trafik!oruç ağız 8 saatte Gelibolu'ya ancak ulaştık, oradan da Kabatepe'ye...artık sona yaklaşmış olmanın heyecanı ve mutluluğuyla kuyruga girelim dedik .o ne!!!marsupilami gibi  mübarek,git git bitmiyor :).4-5 km kadar gittikten sonra ancak kuyrugun sonun bulduk ama Gökçeada'ya geçmemiz 18 saati bulabilirmiş!beklenir mi 18 saat kuyrukta,bastık geri döndük  tabii...

tahmin edersiniz ki, giderken gülümseyen dudaklar, dönüş yolunda sarkmış ,neredeyse çenelerimize değiyordu,hele de benimkiler!itiraf ediyorum kocaman çerçeveli güneş gözlüklerimin arkasına saklanıp epeyce ağladım.bayramın 3 gününü köyde sarkık dudaklarım ve pörtlek gözlerimle birlikte hayata küskün bir şekilde geçirip nihayet İstanbul'a döndüm.böylece bu seneki tatil ümitlerim Kabatepe iskelesinde denize dökülüp gitti.bak yine yavaştan sarkmaya başladı dudaklar bende:)


işte böyle.sıkıysa şimdi mevzuyu tekrar yastığa bağla.


tabii ki bağalayamayacağım:)
en iyisi gideyim ben:)kalınız sağlıcakla...

19 Ağustos 2012 Pazar



herkese sevdikleriyle birlikte güzel bir bayram diliyorum...

14 Ağustos 2012 Salı

sevgili kızım için!


bu postumu da sevgili kızım için hazırlıyorum...kendisi birçoğumuzun bildiği Talenthouse sitesinin hazırladığı tasarım yarışmalarından biri olan 'yaşam boyu eğitim' konulu tasarım yarışmasına katıldı.şu an için ilk üçün içerisinde ve yarışmanın bitmesine sanırım 18 saat kadar kaldı.sizlerden ricam linkteki çalışmasına gözatıp, beğendiğiniz takdirde facebook ve twitter hesaplarınızdan kendisine oy vermeniz.

bilirsiniz pek çok yarışmalar, pek çok faaliyetler oldu bloggerlar arasında.hiçbirisine katılmadım,hiçbir zaman da izleyicilerimi bu yönde yormadım,yönlendirmedim...ancak bu seferki  farklı bir durum...hem annelik içgüdüsü hem de onun emeğine katkı olması amacıyla bu yazıyı hazırlıyorum...umuyorum ki sizler de sadece bir tık ile katkıda bulunacaksınız(dır:)desteğiniz için şimdiden hepinize teşekür ediyorum.


konuya uygun düşmesi açısından bir kaç ay evvel bize Erzincan ketesi yaparken çektiğim fotograflarını kullandım.fazlaca ağırabla olması nedeniyle kendisi hakkında blogumda  ya da diğer sosyal mecralarda paylaşımda bulunurken kırk düşünüp bir yazıyorum.bu da 40 ta 1 biri oldu:)

22 Ocak 2012 Pazar

eski radyolu ve harita temalı messenger çantalar...mutluluklar...keşifler...


merhaba,
güzel haberle başlayalım bakalım.okulumu bitirmek için kalan iki dersin birinden daha kurtulmuş bulunmaktayım.böylelikle mezun olabilmek için kala kala bir ders kaldı önümde.
-(hepbirlikte)hobareyyyy!!!
dile kolay 3 yıl oldu.sıfırdan başladım handeyse...gerildim...yoruldum...sevindim...üzüldüm...kimileriniz  bu sürece tanık oldunuz benimle birlikte.güzel yorumlarınızla desteklediniz beni çok zaman...bi dakka yaa!!!bildiğiniz mutlu son cümleleri bunlar...eh daha sona gelmedim ki, ne döktürüyorum oturduğum yerde..tamam, şimdi susuyorum ama ahdım olsun şu okul bitince çok cafcaflı, çok tumturaklı,bol edebi sanatlı bi mutlu son postu döşemezsem ne olayım:)



geçtiğimiz günlerde diktiğim radyolu messenger çantaların beyazını sizinle paylaşmış,siyah versiyonunu ise fotograflayamadan vaye butiğe teslim etmiştim.sağolsunlar gayet güzel bir şekilde resimleyip facebook sayfalarında paylaşmışlar.ben de resimleri oradan aldım size göstermek için.


ben ve benim gibi kendi çapında tasarım ve üretim yapanlar için,ürünlerimizin bu şekilde takdir görmesi büyük anlam taşıyor.motivasyonumuz artıyor,daha iyisini yapabilmek adına çabalarımız artıyor belki biraz daha yoruluyoruz ancak buna mukabil mutluluğumuz katlanıyor:)bu anlamda vaye butiğe bir kez daha teşekkür etmek istiyorum, ürünlerime hak ettikleri değeri verdikleri ve onların daha geniş kitlelere ulaşmasını sağladıkları için.


geçtiğimiz hafta etsy için bir kaç haritalı çanta daha diktim.







paçozluğumu gizleyebilmek adına fotografı öldürdüm resmen.ne kadar başarmışım siz söyleyin artık:)ayağımdaki naylon terliklere özellikle dikkat çekmek istiyorum.onlara aşığım resmen.hayatımda ilk defa bir kış boyunca ayaklarım hiç ama hiç üşümedi.kaç kat çorap, üzerine patik, babet  ne giyinirsem giyineyim kışın ayaklarım hep donardı benim.bu yıl kışa girerken ev terliklerim iyice yıpranmışlardı,bunları attım makineye yıkadım, yeni terlik alıncaya kadar idare ederim dedim.bugün yarın derken bi fırsat bulupta alamadım terlik pabuç...sonra sonra anaaa!!!bi baktım benim ayaklar hiç üşümüyorlar:)o gün bugün ayağımdalar ve yeminle ayacıklarım hiiç tatmadıkları sıcaklığı bunlarla birlikte tattılar.o kadar ki bu yaz her rengini alıp eve stok yapmayı planlıyorum.benim gibi ayakları donanlara da ısrarla öneriyorum ,kokoşluk bi yere kadar ,alına moruna bakmayın alın geyin gaari:)

2 Ocak 2012 Pazartesi

Ayşe'den gelen hediyem


 yılbaşı  münasebetiyle yaklaşık üç hafta evvel bir hediyeleşme etkinliği gerçekleştirmiştik 70 kadar blogger arkadaşımızın katılımıyla.sevgili tubanın düzenledigi çekilişte benim eşim eşim güzel eşim Ayşe oldu...ve bana bu güzel iki kişilik kahve takımını , elleriyle yaptığı  satenli ,dantelli çiçekleri ,yanısıra minik bir pakette zencefilli kurabiyeleri güpgüzel bir ambalaj içerisinde gönderdi.kurabiye tükendi tabii...hepsi için çok çok ve ayrı ayrı teşekkürler sevgili Ayşe:)

biliyorum pek geç kaldım paylaşmak için ama dedim ya annemler yanımdalar.panda sevgi çemberimin içerisinde çok mutlu olduğum için blogumu birazcık ihmal ediyorum.bu demek değil ama boş beleş oturuyorum:)şu sıra annemle birlikte gerçekleştirdiğimiz ikea ziyaretinde koleksiyonuma kattığım ikea kumaşlarımı kesip doğruyorum.öteden bu yana hayran olduğum kumaşlar elime geçtiler yaa,en kısa  zamanda sizileri ikea serisiyle tanıştırmak için sabırsızlanıyorum:)

hepinize selamlarımı gönderip uyumaya gidiyorum artık...

16 Aralık 2011 Cuma

puantiyeli messenger çantalar


bu hafta yoğun geçiyor,dolayısıyla yorgunluk had safhada.geçtigimiz haftasonu bir heves sabaha kadar didinip bitirdiğim puantiyeli çantalarım ancak  sizlerin huzuruna çıkabiliyorlar.kumaşlar premierin ve pek çokta versiyonu var,ben ilk etapta deneme amaçlı mavi,kahve ve kırmızı aldım ama sanırım seriyi tamamlamadan rahat etmeyeceğim:)



henüz tamamlanmış değiller ,astar ve sap kısmı üzerinde çalışmak lazım daha..dedim ya bir heves başladım ama sabaha karşı bitap düştüm artık.o gün bugün de elim değmedi.



bu da sütlü kahve ve mavi kombinasyonu.




şimdilik durum budur.anlaşıldığı üzere keyifsizim.haftabaşından bu yana bir huysuzluk,bir mırınkırınlık bir bir bir sürüngenlik var üzerimde.hayırlısı Allahtan...

hııı geçtiğimiz haftasonu cancan kızımla bir koru gezisi yaptık.ondan da bir kaç kare paylaşmak istiyorum.


nihayet şu gürültücü papağanlardan tekini yakalayabildim.bunlar var ya bunlar,o güzel renklerinin aksine öyle cırlak, öyle çirkin bir sese sahipler ki.








bu da dönüş yolunda bizi karşılayan guru...çarpık ağız yaa:)

20 Kasım 2011 Pazar

sesiberin bahçesinden ...


gördüğünüz ve göreceğiniz çiçekler,yapraklar ve kelebekler sesiberin bahçesinden geldiler.elime geçtikleri günden buyana  günde muhtelif kereler gidip gidip bakıyor,dokunuyor,seviyorum onları:)



geldikleri yerde daha farklı biiiir sürü farklı versiyonları mevcut ve hepsi birbirinden güzeller...(fotoğraflarını çektiğim gün ne yazık güneş yoktu.flaşlı çekim nedeniyle parlama oldu,normalde bu kadar parlak değiller söylemiş olayım)




bir paket...bir dünya yaprak...siparişimi verirken bu kadar çok olduklarını farkedememiştim,ayrıca sürpriz oldu.




görüyorsunuz ya, kesimler çok düzgün.üstelik yaprakların ve kelebeklerin arka yüzünde ütüyle yapışabilen bir tabaka mevcut.yani dikmeden de sabitlemek mümkün.ne hoş :)




dayanamadım ...çiçekler bir kez daha...sizler de sebiberin bahçesine uğramak isterseniz buradan buyrun lütfen.



sevgili arkadaşım incelik gösterip, paketin içerisine bir de rengarenk boncuklarla süslü yemeni koymuş.onun için de ayrıca teşekkürler sesicim.çok çok sevdim.

12 Kasım 2011 Cumartesi

cin işkencesi (bir elli alırsam öpüp koklayıp yatagımın başucuna asacağım:)



bugün konu benim:)şu yaşımda başıma açtığım işlerin bir numune-i timsalini paylaşayım istiyorum...biliyorsunuz  mezun olabilmek için iki dersim kaldı...biri bu dönem,diğeri de ikinci dönem dersleri...ikisi de pedagojik formasyon dersi,ikisi de son derece sinir bozucu,gıcık , gereksiz dersler...daha pisi ikisi de aynı hocanın dersleri...daha daha en pisi bir tanesi, pdr öğrencilerinin okul müdürü olma gibi bir şanslarının bulunmamasına rağmen almak zorunda oldukları bir ders...ben de aralarında zavallı bir numune:))bu eğitim sistemiyle değil prof., ordinaryus olsan ne yazar anlamış değilim...gereksiz bir yığın formalite daha öğrenciyken belini büküyor insanların...

hıı!!!neden mi bunları yazıyorum,pazartesi günü bu iğnenç ötesi dersten vize sınavım var da ondan:)


neyse ki hayatta böyle güzellikler de var:))kırtasiyelere gidiyorsun ders notlarının fotokopisini çektirirken yanısıra geçmiş yıllarda sorulan soruların da örneklerinin fotokopisini alıyorsun.hoç hep aynı sorular çıkmıyor tabii, ama her hocanın fix soruları da olmuyor da değil:)

bu arkadaşta nasıl yanmışsa artık:)))

ba ba ba baaa konulara bak ,çay demle,nescafe yap, olmadı bitki çay demle otur iç karşısında.(benim gibi:)


 bu başlıklara bakınca benim de içim yanmıyor değil aslında.gerçekten öyle sıkılmışım ki kafamı alıp duvarlara vurasım filan geliyor.


ne işim olur benim okulla ,öğretmenlikle ,eğitim yöneticiliğiyle ya huuu...ben oturayım,, keseyim... dikeyim... öreyim...höyffffffffff!!!
yürü leyya cin işkencesine devam:((

26 Ekim 2011 Çarşamba

öylesine işte...



günlerdir rengi ruhsarı kaçan bloguma azıcık renk gelsin...hayat devam ediyor gibi sığ söylemlere sığınmak istemiyorum...hayat öncesinde de sürüyordu...şimdi de sürüyor...ömrü olanlar için sonrasında da sürecek...dilerim iyiliklerle,güzelliklerle sürsün gitsin işte...


ben içim darlandıkca,canım sıkıldıkça atölyeme çıktım...debelenip durdum kumaşların arasında..neredeyse onlarca çanta diktim ben bu ara ...belki de hiç bu kadarını bir arada dikmemiştim.


dikmediğim zamanlarda da kumaşlarımı düzenledim...son zamanlarda izlediğim kasvetli sahneleri de böylelikle dürerek yerleştirdim zihnimin dehlizlerine...



bilemiyorum...ne zor bi yazı oldu böyle....